...

...
insanımsı

26 Ağustos 2012 Pazar

http://www.ua.gov.tr akşini savunmak


trt okuldaki ne diyoruz ne anlıyoruz programını izliyordum konu özgürlüğe geldi ordan da jean p. sartre nin varlık ve hiçliğine dayandı okuduğum için ( pek bir şey anlayamadım aynı ahmed hulusinin allah ve sistemi kitabında olduğu gibi) tv yi  kapatıp düşündüm biraz ama farklı yerlere kaydı kaydı kaydı ahanda bu 

Yaşanmış ve yaşanmaya devam eden bir süreç olarak küreselleşme, daha önceden varolan bir çok kategoriyi geçersizleştirmekte  fırsatları ve dezavantajları içinde paradoksal bir şekilde barındırmaktadır. küreselleşmenin çok yönlü olarak bir kuşatma oluşturduğu dolayısıyla eğitim alanının bu kuşatmanın bizzat kendisinden ya da etkilerinden uzak kalamayacağı sonucuna ulaşmak bir çok insanın ortak kanaatidir bu çerçevede eğitim ile veli, öğrenci ya da eğitimci olarak bir şekilde ilişkisi olan bireylerin ya da toplumsal kümelerin bu kuşatmayı kavramaları olası yönünü gözlemeleri gerekli önlem ya da uyum çabalarına yönelmeleri kaçınılmazdır.
Küreselleşme olgusunun eğitim sistemine, özellikle de eğitim siyasasına, eğitim ekonomisi ve finansmanına öğretmen örgütlenmelerine yaşam boyu eğitim yaklaşımlarına okullara öğretim programlarına ve sair alanlara ne gibi etkileri olduğu/olacağı incelenebilir detaylı tartışmalara girmeksizin öncülleri hazfederek özetle şu öngörüleri paylaşabiliriz
Küreselleşmenin eğitim politikalarına dört alanda özetlenebilecek bir etkide bulunacağı öngörülebilir: kararsal, kurumsal, dağıtımsal ve yapısal. Malî harcamalar makro ekonominin küresel ortodoksisince kontrol edilecek ve bu küresel ortodoksi eğitime ayrılan kamu harcamalarının azaltılması yönünde bir baskı yaratacaktır. Kamu harcamalarının sınırlandırılması sonuç olarak öğretmenlerin çalışma koşullarının kötüleşmesine, eğitimin "özelleşmesine" ya da "ticarîleşmesine" yol açacaktır. Eğitim ürünlerinin uluslararası karşılaştırmaya konu olması ise kamu karar alma sürecinde baskılar ve kısıtlamalar oluşturacak; reformlar, bir dış gösterge olarak rekabet ve verimlilikte yoğunlaşacaktır. Bütün bunlar da daha nitelikli becerileri ödüllendirerek ve eğitim finansmanına sınırlamalar getirerek hükûmetlerin dikkatini eşitlik eksenli eğitim reformlarından kaçıracaktır. Sıralanan bu etkiler ve süreç, küreselleşmenin eğitim politikasına kararsal düzeyde etkisi olarak zikrolunabilir.
Kurumsal düzeyde ise karar mekanizmasında olanlara elde edilebilir gündemler sunulması ile eğitime ve bilgi üretmeye (Ar-Ge) yatırım yapılmasına öncelik verilmesi için genel siyasî bütçe üzerinde yükselen bir baskı yaşanabilir. Uluslar arasındaki eğitim alanındaki yakınlaşma, politikalar ve ürünlerin karşılaştırılması bağlamında bir ilgi alanı oluşturacağından hem eğitim sistemlerinin yapılandırılmalarında bu husus göz önünde bulundurulacak hem de okullarda eğitim teknolojilerinin kullanımına yönelik düzenlemeler daha fazla talep bulacaktır. Bunun olası yönü de bir taraftan uluslararası standardizasyon (akreditasyon) çalışmalarını tervic edecek, diğer taraftan da teknoloji bazlı bir eğitim ortamı oluşturmaya dair yapıları zorlayacaktır.
Dağıtımsal ve yapısal bağlamda, toplumsal güçlerin küresel ilişkiler çerçevesinde şekillenmesiyle sivil ve yerel inisyatifler güçlenerek, adem-i merkezîleşme süreci hızlanacak ve bu durum, devletin eğitim üzerindeki gücünü ve etki hâlesini daraltacaktır. Devletin gücünün azalmasına paralel olarak "eğitim üzerindeki egemenliği" azalacaktır. Bu süreçte küresel kıyaslamaların ve etkilenmelerin bir sonucu olarak telekomünikasyon ve bilişim sektörü firmaları eğitim sistemine girerek, akademik pazarın uluslararasılaşmasına, "beyin göçü"nün çoğalmasına ve ulusal kültürel kimliğin tehdit altına girmesine neden olacağı düşünülebilir.
Eğitim politikalarına kararsal, kurumsal, dağıtımsal ve yapısal etkiler bağlamından bakıldığında eğitime duyulan taleplerin hızla artmasının ve çeşitlenmesinin eğitim sisteminin spontan tepkiler vermesini zorunlu kılacağı; bunun da durağan ve plânlı gelişmelere cevap vermek üzere yapılanan bir eğitim sistemiyle karşılanmasının artık mümkün olmamasından dolayı eğitimde yerel inisyatifleri gündeme getireceği, adem-i merkezîleşmenin genel kabule dönüşeceği ve sistemin de bu çerçevede bir yola gireceği öngörülebilir.
Belirtilen faktörlerin yanısıra dünya ticaretindeki serbestleşmenin de etkisiyle, eğitim sektörünün kâr getireceği, ticarî bir meta olarak getirisinin yüksek olacağı ülke/bölgelere kayması, çok uluslu ya da ulus ötesi şirketlerin yatırımlar yapması mümkün olacaktır. Kaldı ki herhangi bir ülke Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (=GATS/The General Agreement on Trade in Services) anlaşmasında, eğitim alanında taahhütte bulunmamış da olsa, diğer sektörlerde yaptığı taahhütler dolayısıyla eğitim sektörü ve eğitim sektörüne girdi sağlayan alt sektörler ve bağlantılı ürünler (ders kitapları ve eğitim materyalleriyle ekipmanları gibi) GATS'ın bu yeni şeklinden etkilenecektir. Aynı şekilde telekomunikasyon sektöründe bulunulan taahhütler, araştırma-geliştirme, kütüphanecilik hizmetleri ve benzeri hizmetler bu sektör içinde ele alındığı için, eğitim alanı üzerinde doğrudan etkide bulunacaktır. Özel sermayenin en fazla yatırım yaptığı ülkeler ve doğrudan yabancı sermaye yatırımları yönünden küresel ekonomik entegrasyonda başarılı ülkeler dikkate alındığında bu öngörünün çok da uzak bir zamanda olmadığı söylenebilir.
Yukarıda sayılanların dışında bir de yeni tip öğrenme-öğretme anlayışından kaynaklanan ekonomik güçlükler de gündeme alınmalıdır. Şöyle ki: bugün artık öğrenmenin içeriğini bireyin ilgi ve ihtiyaçları oluşturduğu için standart bir içerikten de söz edilemez. Bu açıdan öğrenmeleri organize eden öğretmenin, kendisini olası konular için hazırlamaya daha çok ihtiyacı vardır. Ayrıca farklı bireylerin farklı öğrenme özelliklerine uygun çeşitli yöntem ve tekniklerin de kullanılması gerekmektedir. Bu da öğretmenin hem daha fazla süre (iş saati) çalışması, hem de öğrenme rehberliği yapabilmek için yeni yöntem ve malzemeler kullanması ve bunları çoğunlukla kendisinin üretmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla artık öğretmen ücretleri plânlanırken bu fazla çalışma zamanının ve öğretmenin kendisini güncellemesinin bireysel bütçesine getireceği yüklerin öngörülmesi gereklidir. Bu da doğal olarak eğitimin maliyetinin yükselmesi anlamına gelmektedir. Bu sebeple bir taraftan eğitime kamudan ayrılan paylar yeniden değerlendirilecek, devletler hem uluslararası hem de ulusal ölçekte yeni finans kaynakları aramak durumunda kalacaklardır.
Küreselleşme ortamında "öğretmen"in artık eski öğretmen olmayacağına, tanımlamasını, rolünü, statüsünü yeniden belirleyip tarif etmek gerekeceğine yukarıda nispeten değinildi. Bu noktada meslekî dernekler, öğretmen sendikaları ve benzer meslek birlikleri yeni bir takım misyonlar kazanmak durumunda olacaklardır/olmalıdırlar. Nitelik kazandırma, beceri edindirme ya da varolan becerileri gelişmelere paralel olarak güncelleme, yeni bir eğitim repertuarı kazandırma ve benzeri rolleri ya bizzat üstlenmek ya da üstleneceklere yardımcı olmak görevini üzerlerine almak durumunda kalacak olan öğretmen örgütlenmeleri, üyelerinin görev aldıkları eğitim kurumunun düzeyine, branşlarına, özel ilgilerine, branşları içindeki alt alanlara göre de çeşitli yapılanmalara gitmeli ya da varolanlara katılmalıdırlar. Başka bir deyişe eski rol ve beklentiler yeniden ele alınmalı, gözden geçirilmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.
Öğretmenlerle ilgili olarak yürütülen tahminlere paralel olarak şu husus da hatırlanmalıdır: Bir çok fütürologa göre 21. yüzyılda herhangi bir insanın hayatı boyunca bir tek mesleği sürdürmesi artık pek mümkün görünmemektedir. Ayrıca teknolojinin sağladığı imkânlarla gerçekleşen uzaktan eğitim süreçleri insanlara hayatlarının herhangi bir döneminde ilgi duyduğu bir alana yönelme veya o zamana kadar fark etmediği bir yeteneğini keşfetme fırsatlarını da vermektedir. Bu çerçevede OECD (=Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından hazırlanan ve Eğitim Bakanları Komisyonunca benimsenen Herkes İçin Hayat Boyu Öğrenme (=Lifelong learning for all, 1996, Paris) raporu gelişmiş ülkelerin eğitim politikalarının belirlenmesine ışık tutmaktadır. Nitekim üretimin yapısında yaşanan değişim kendisini yeni atipik istihdam biçimlerinin yaygınlaşması, ekonomik ve sosyal politikalarda tercih değişimi, kamu kesiminin daralması, özelleştirme, ekonomik durgunluk ve işsizlik, işçi sınıfının yapısında değişim gibi sonuçlarla dışa vurmaktadır. Dolayısıyla bu sorunların giderilmesi için; emek sahiplerine yeni beceriler/vasıflar kazandırılması, varolan nitelik dokusunun teknolojik gelişmelere paralel olarak sürekli güncellenmesi, yeni örgütlenmelerin ve bu yeni örgütlenmelere ilişkin yeni işlevlerin gündeme alınması gereklidir. Bu bağlamda geleceğin okullarının içerisinde her türlü kaynağın bulunduğu büyük bir kütüphane olacağı, bütün öğretim kurumlarının "açık okul"a dönüşeceği öngörüleri bu çerçevenin alanını çizmektedir. Öğrenme artık ömür boyu sürecek bir faaliyet haline geleceği, "yetişkin" olur olmaz sona ermeyeceği için, okulların da ömür boyu öğrenme kavramına göre düzenlenmesi zorunlu olacaktır. Bu bağlamda okulların "açık sistemler" haline dönüşmesinden kaçılamaz/kaçılmamalıdır.
Standardize edilmiş ölçme testleri ve sınavlar, fabrikaların seri üretiminden örnekleyerek geliştirilmiş seri üretim ve ürün sayısına benzer şekilde yapılandırılmış daha çok mezun ve daha çok diploma, merkezî ve hiyerarşik okul yönetimi, bürokratik okul süreci, kesin hatlarıyla belirlenmiş zaman kullanımı (okul süresi, ders saatleri, teneffüs araları gibi), bireyler için başkaları tarafından düzenlenmiş değişik eğitim türleri, eğitim aşamalarının kesin hatlarıyla birbirinden ayrılması, eğitim programlarının katı çizgilerle belirlenmiş olması gibi Taylorist üretim tarzının yansıması olan endüstriyel eğitim paradigmasının dışına çıkılabilecektir. Daha özetle öğrenmenin, sadece sınırları ve yeri belli olan okul gibi birtakım kurumlarda gerçekleşebileceği düşüncesine zıt gelişmeler yaşanmakta/yaşanacaktır. Öğretim artık okulların yaptığı bir değer olmaktan çıkacaktır.
Eğitimin sosyolojik analizi, eğitimi ekonomik, politik ve sosyal yapıyla fonksiyonel bir entegrasyon içinde görmektedir. Bundan dolayı dünyanın farklı kültürel ve ekonomik kaynaklara sahip yerlerindeki eğitim sistemlerinde farklılıklar olması da normaldir. Bu farklılaşan alanlar, baskın unsurlar, önem verilen öğeler, modeller ve benzeri alanlarda ortaya çıkmaktadır. Eğitimin küresel bir bağlamdaki yapılanması sürecinde farklılıklar olmaya devam edebileceği gibi başta modeller ve program olmak üzere bir takım ögeler benzeşecek, paylaşılacaktır. Böylece eski bir kısım eğitim unsurları yeni küresel unsurlarla yer değiştirecektir. Küreselleşmenin yarattığı olanaklar neticesinde insanların değişik kültürel ortamlarda yaşama imkânları artmakta olduğundan, eğitimin içeriğinde çeşitli kültürlerin objektif bir yaklaşımla ele alınması gündeme gelecektir. Bu açıdan çok dillilik ve çok kültürlülük eğitim programlarının içeriğine yansıyacaktır ve nitekim bir çok ülke programında ve eğitimciler arasında bu konu önemli bir yer işgal etmektedir. Genel plânda programları belirleyen ve yönlendiren karakteristikler ve küreselleşmenin kendi içsel dinamikleri çerçevesinden bakıldığında öncelikle vatandaşlık eğitiminin içeriğinin değişeceği ve daha farklı anlamlar yükleneceği öngörülebilir.
Yapılabilecek tahminler doğal olarak bu kadarla sınırlı değil. Ancak unutulmaması gereken temel konu küreselleşme ve sonuçları söz konusu edildiğinde insanî olan bir iş/oluş/hareket anlaşılmaya/kavranmaya çalışılıyor olduğudur. Dolayısıyla insandan ve insan ilişkilerinden bağımsız bir insanî gelişme düşünülemez. Aksi halde insan bir özne olmaktan şeyliğe indirgenmiş olur. Bu sebeple de küreselleşmeyi değişik boyutlarıyla kavramaya çalışmak, tarihe müdahil bir aktör olarak katılmak anlamına gelir. Meful değil fail olmayı önemseyenlerin bu çabayı göstereceği umulur.


15 Haziran 2012 Cuma

YANLIZLIK DEĞİL YALNIZLIK O

 bu kamyonu  ilk buraya bıraktıklarında aklıma gelen şey 
yanına gitmekti ama hiç gitmedim. "aylardır" 
 çünkü onu kendi yalnızlığına bırakmak istedim 
yıllardır kullanılmışlığın yorgunluğu vardı üzerinde 
 onu görünce "peçeteler" geldi aklıma hatta yazarken çember öylesine büyüdü ki ;
     finaller bitince attığımız final notları bile geldi aklıma 
şimdiye kadar bilinçsizce neleri "peçete" etmiştik ki 
hayatımı yeniden gözden geçirmeyi sağladı bu foto 
üstünde biraz oynadım ama iyi olmuştur heralde ;

11 Haziran 2012 Pazartesi

meraklısına : BALTA LİMANI TİCARET ANTLAŞMASI TRANSKRİPSİYON


[1b]Birinci Bend : Mevcûd olan mu‛âhedât ve mukāvelât ile Avusturya teb‛a ve sefâyin ve seyr-i sefâyin ve ticâretine virilmiş olan kâffe-i hukūk-ı imtiyâzât ve mu‛âfiyât işbu mukāvelenâme ile ta‛dîl olunacak şerâ’it-i müstesnâ olmak üzre hâlâ ve dâ’imâ te’yîd olunmuşdur. Bundan mâ‘adâ saltanat-ı seniyyenin kâffe-i düvel-i sâ’irenin ve sefâyin ve seyr-i sefâyin ve ticâreti hakkında bu güne kadar virmiş veya şimdiki hâlde virmek üzre bulunmuş veyâhûd istikbâlen virebilecek veya istifâdesine mesâğ gösterebilecek olduğu bi'l-cümle hukūk-ı imtiyâzât ve mu‛âfiyât Avusturya Devleti teb‛a ve sefâyin ve seyr-i sefâyin ve ticâretine dahî i‛tâ ile işbu hukūk ve imtiyâzâtın isti‛mâl ve istifâdesinin te’mîn olunması mahsûsen mukarrer ve meşrût bulunmuşdur.
İkinci Bend : Avusturya teb‛a ve sefâyin ve ticâret ve seyr-i sefâyini işbu mukāvelenâme ile icrâ olunan ta‛dîlâtdan mâ‛adâ devlet-i müşârun ileyhânın saltanat-ı seniyyenin İngiltere Devleti ile bin sekiz yüz otuz sekiz senesi Ağustos'unun on altısı târihinde ve Fransa Devleti ile bin sekiz yüz otuz sekiz senesi Teşrîn-i sânî'sinin yiğirmi beşi târihinde akd olunan ticâret mu‛âhedâtına vukū bulup bin sekiz yüz otuz dokuz senesi Ağustos'unun yiğirmi yedisi târihiyle sefâret-i imparatoriyyeden virilen takrîr ile bin sekiz yüz otuz dokuz sene-i milâdiyyesi Teşrîn-i evvel'inin yiğirmi biri ya‛ni  bin iki yüz elli beş sene-i hicriyesi Şa‛bân'ının on üçü târihinde cânib-i Bâb-ı Âli'den cevâben virilen takrîre münderic bulunan muvâfakati sebebiyle i‛tâ ve teʾmin olunmuş olan hukūk ve imtiyâzât ve mu‛âfiyâtdan kemâ-fi's-sâbık istifâdeye devam eylemeleri bir sûret-i mahsûsada mukarrer bulunmuşdur.
Üçüncü Bend : Avusturya Devleti teb‛a veya vekîlleri memâlik-i mahrûsa ile Devlet-i Aliyyenin zîr-i tasarrufunda bulunan memâlikin her bir tarafında gerek dâhilen ticâret itmek ve gerek hârice nakl ve ihrâc eylemek içün memâlik-i mezkûrenin mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden bulunan kâffe-i emti‘a ve eşyâyı bilâ istisnâ serbestce mübâya‘a idebileceklerdir. Ve Devlet-i Aliyye bend-i sâbıkda beyân olunduğu üzre tevârih-i mezkûrede İngiltere ve Fransa ile akd olunup şerâ’it-i mündericesi Avusturya ticâreti hakkında dahî mer‘i olan mu‛âhedenin ikinci bendi iktizâsınca memâlikinin gerek mahsûlat-ı zira‘at ve gerek sâ’ir her nev mahsûlâtı hakkında her dürlü yedd-i vâhid usûlünü kat‘iyyen ilgā eylemeği ve bir eşyânın mübâya‛a veya ba‛de'l-mübâya‛a ahar mahalle nakli içün mahallî me’murları tarafından ruhsat tezkeresi i‛tâsı usûlünü icrâ eylemeği resmen ta‘ahhüd buyurmuş olduğundan me’murîn-i mumâ ileyhim taraflarından Avusturya teb‛asını veyâhûd vekîllerini bu yolda tezkere ( silik ) etmek gibi her gûne tesaddiyâta veya mu‛âhedât ile kabul olunmamış veyâhûd bu mu‘ahedât ile ta‘yîn olunan resmi mütecâviz bir resm ahz olunmamasına hilâf-ı ahd bir hareket nazarıyla bakılarak saltanât-ı seniyye bu gûne hilâf-ı ahd hareketle müttehem olan me’mûrîni kangı ( silik )  olur ise olsun derhâl şedîden te’dîbe idecek [2a] ve böyle bir sebeble giriftâr-ı zarar ve hasar olduğunu layıkıyla isbât idebilecek olan Avusturya teb‛a veya vekîllerinin her dürlü zarar ve ziyânını tazmîn eyleyecekdir.
Dördüncü Bend : Avusturya tüccar veya vekîlleri memâlik-i mahrûsa mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‘iyyesinden dâhilen sarf ve istihlâk içün fürûht itmek üzre mübâya‘a idecekleri her dürlü eşyâ içün ol eşyânın hîn-i iştirâ ve fürûhtunda veyâhûd sâ’ir gûne mu‘âmelât-ı ticâriyesi vukū‘unda teb‛a-i Devlet-i Aliyye veyâhûd ecnebiyyeden ticâret-i dâhiliyye ile me’luf olanlardan en ziyade mazhar-ı müsa‘ade olanlarının kazaya-yı mümâsilede te’diye eyledikleri rüsûmun aynını vireceklerdir.
Beşinci Bend : Memâlik-i mahrûsa mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‘iyyesinden memâlik-i ecnebiyyeye nakl ve ihrâc içün Avusturya tüccar ve vekîlleri tarafından iştirâ‛ olunacak her dürlü emti‘a ve eşyâ her gûne resm ve teklifden mu‘af olduğu hâlde taşra ihrâc olunmak içün en münâsib olan mahalle nakl olunacakdır oraya vüsûlünde eşyâ-yı mezkûreden iskele veya ihrâc olunacağı mahaldeki kıymeti üzerine hesab olunmuş yalnız yüzde sekiz resm-i gümrük alınacak ve işbu yüzde sekiz resm gümrük, gümrük idare ve nezaretinin mesârif-i umûmiyesine karşılık olmak üzre yüzde bir resm-i mukarrer ve kat‘îsine tenezzül edinceye kadar beher sene yüzde birer tenzîl olunacakdır ve sefîneye tahmîl veyâhûd taşra nakl ve ihrâc olunacağı mahalde mübâya‘a olunup reftiye resmi edâ olunmuş olan her bir emti‘a ve eşyâdan yedd-i âhara geçmiş olsa bile artık bi't-tetebbu hiçbir resm mütâlebe olunmayacakdır.
Altıncı Bend : Avusturya memâliki mahsûlat-ı arziye ve sınâ‘iyyesinden ve sâ’ir gûne her dürlü emti‘a ve eşyâ gerek Avusturya sefâyinine mahmûlen ve gerek Avusturya teb‛ası olarak sûret-i âharla idhâl olunsun ve gerek Avusturya teb‛ası tarafından ya berren veya bahren ve nehren memâlik-i sâ’ireden getirilen bu makûle eşyâ kemâ-fi’s-sâbık bilâ istisnâ memâlik-i mahrûsanın her tarafında kabul kılınacakdır. Şurasıda mukarrerdir ki işbu mu‛âhede şerâyitine tevfîkan resm-i idhâliyesi te’diye olunan bir eşyânın sonra gerek vâsıl olduğu mahalde ve gerek dâhil-i memâlikde fürûht olunsun artık ne bâyi‘inden ve ne müşterisinden hiçbir resm mütâlebe olunmayup fakat eğer bu eşyâ memâlik-i mahrûsada sarf ve istihlâk içün fürûht olunmayup da dühûlunden altı ay müddet sonra yine ihrâc olunacak olur ise bu makûle eşyâ transit eşyâsı hükmünde olarak hakkında onuncu bendde muharrer olduğu vechile mu‘âmele olunacakdır ve bu hâlde gümrükler idaresi tarafından âmediye resmini te’diye eylediğini isbat eden tâcire bu resm ile onuncu bendde te‘ayyün olunan transit resmi beynindeki fark ve tevâfüt mikdarının der‘akab i‘ade ve i‘tâsı lâzım gelecekdir. Bir de resm-i idhâliye eşyânın sefîneden çıkarıldığı mahalde te’diye olunmak üzre iskeledeki kıymeti üzerine hesap olunmuş yalnız yüzde sekiz mikdarında te‘ayyün ve tekarrür idecekdir.
[2b]Yedinci Bend : Tarafeyn-i mu‛âhedeyn memâlikinin hem-hudûd bulunan ki‛tâ‘alarında cârî olan münâsebât-ı ticâretlerinden neş’et etmiş olan ahvâl-i istisnâ’iyyeye ve kıta‘at-ı mezkûre arâzîsinin ve tarafeyn memâliki mahsûlâtının cinsi ve nev‘i sebebiyle tarafeyn ahâlisi müttehem havâyic-i zarûriyeleri olan ticâretin ahval-i mahsûsasına nazaran havâle-i mezkûre münâsebât-ı ticâretin evvel ve âhir şerâ’it-i mahsûsa ile tanzîmine lüzûm göründüğünden bu def‘a dahî ticâret-i mezkûre hakkında şerâ’iti işbu mu‛âhedenin cüz’i mütemmimi bulunan bir sened-i munazam? derc olunmuş olan mukāvele-i mahsûsaya bi'l-ittîfâk karar verilmişdir ve şurası da mukarrerdir ki, Avusturya Devleti dahî kendü tarafından işbu hudûd ticâreti hakkında şimdiye kadar i‛tâ olunmuş olan teshîlâtı îfâ ve mümkün mertebe teksîr ile beraber Avusturya memâlikinde memâlik-i mahrûsa mahsûlatıyla ticâret eden teb‛a-i Devlet-i Aliyye’nin ez-kadîm mazhar olmuş oldukları hukūk ve imtiyâzât ve mu‘âfiyâtdan kemâ-fi's-sâbık istifâde etmelerine mâni‘ olmayacakdır.
Sekizinci Bend –Eflak ve Boğdan ve Sırp imârâtına gitmek üzre memâlik-i şâhânenin sâ’ir taraflarından mürûr eden emti‘a ve eşyâ-yı ecnebiyye resm-i gümrüğünün zikr olunan imârâta hîn-i vüsûllerinde ve kezâlik memâlik-i şâhânenin sâ’ir taraflarına gitmek üzre imârât-ı mezkûreden mürûr eden eşyâ ve emti‛a-i ecnebiyye resm-i gümrüğünün Devlet-i Aliyye tarafından doğrudan doğruya idare olunan ilk gümrüğe vüsûllerinde te’diye olunacakdır işbu kā‘ide gerek imârât-ı mezkûrenin ve gerek memâlik-i şâhânenin sâ’ir taraflarının memâlik-i ecnebiyyeye götürülecek olan mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‘iyyesi hakkında dahî câri olarak imârât-ı mezkûre mahsûlatının resm-i gümrüğü imârât-ı mezkûre gümrük idaresine ve memâlik-i şâhânenin sâ’ir tarafları mahsûlatının Devlet-i Aliyye memurlarına virilüp bu sûretle gerek âmediye ve gerek reftiye resmi her hâlde yalnız bir def‘a îfâ kılınacakdır.
 Dokuzuncu Bend : Gerek Avusturya’nın mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden ve gerek her bir ecnebî memleketi mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olup Avusturya teb‛asına â’id olup Avusturya sefâyinine mahmûlen vürûd eden emti‛a ve eşyâ Bahr-ı sefid Boğazı'ndan ve Haliç-i Kostantiniyye’den ve Karadeniz Boğazı'ndan geçdiği hâlde eşyâ-yı merkūme gerek mahmûl olduğu sefîne ile ve gerek diğer sefîneye akdarılarak işbu boğazlardan geçsin ve gerek memâlik-i ecnebiyyeye nakl olunmak üzre satılmış olduğu hâlde diğer sefîneye tahmîl olunmak ve yola çıkarılıncaya değin bir vakt-i mahdud içün karaya çıkarılsın eşyâ-yı merkūme içün hiçbir dürlü resm ve avâ’id mütâlebe olunmayacakdır.  Eşyâ-yı mezkûre karaya çıkarıldığı hâlde Dersa‛âdet ’de gümrük anbarına ve memâlik-i Devlet-i Aliyyenin anbar olmayan sâ’ir mahallerinde gümrükler nezâreti altına vaz‘ olunacakdır.
[3a]Onuncu Bend : Devlet-i Aliyye müsâ‛adât-ı tedrîciye ile berrî transit hakkında i‘tâ-yı teshîlât itmek arzusunda bulunduğundan âhar memâlike gönderilmek üzre memâlik-i Devlet-i Aliyyeye idhâl olunan eşyâdan ilâ yümnâ haza alınmakda olan yüzde üç resm-i gümrüğün bu günden yüzde ikiye tenzîl olunarak maru’z-zikr yüzde üç resm hakkında şimdiye değin câri olmuş olduğu misillü işbu yüzde iki resm dahî emti‛a ve eşyânın memâlik-i Devlet-i Aliyyeye hîn-i dühûlünde te’diye olunması ve sekiz senenin hitâmında yüzde bir resm-i mu‘ayyen ve kat‘îsine tenzîl kılınması mukarrerdir ve bu resm memâlik-i mahrûsa mahsûlatından alınacak reftiye resmi misillü kaydiye mesârifini tesviye itmek içün tahsil kılınacakdır. Bununla beraber Devlet-i Aliyye bir nizâm-ı mahsus ile bu bâbda hîle vukū‘unun men‘i tedâbirini ittihâz itmek hukūkunu muhafaza eylediğini i‘lân buyurur.
On Birinci Bend : Memâlik-i şâhânede memâlik-i ecnebiyye mahsûlat-ı arziye ve sınâ‛iyyesinden olan eşyâ ahz ve i‘tâsıyla mes‘ûl olan Avusturya teb‛a veyâhûd vekîlleri mensub oldukları memleketlerin emti‛a ve eşyâsı ticâretini eden sâ’ir teb‛a-i ecnebiyyenin mükellef oldukları rüsûmâtı te’diye ve hâ‛iz oldukları hukūk ve imtiyâzât ve mu‛âfiyâtdan istifâde edeceklerdir.
On İkinci Bend : Üçüncü madde şerâ’it ve ahkâmına istisnâ’i ba‘de-ezin tuz ve her ne şekl ve sûretde olur ise olsun tütün Avusturya teb‛asının memâlik-i Devlet-i Aliyyeye idhâline me’zun oldukları emti‛a ve eşyâdan ma’dûd olmayacakdır. Ma‘amâfih Avusturya teb‛ası veyâhûd vekîlleri yine memâlik-i Devlet-i Aliyyede sarf ve istihlâk içün tuz ve tütün mübâya‛a ve fürûht itdikleri hâlde işbu iki nev‘ eşyâ ahz ve i‘tâsı ile me’lûf olan teb‛a-i Devlet-i Aliyyenin en ziyâde mazhâr-ı müsâ‛ade olanlarının mükellef oldukları tekâlif ve nizâmata tâbi‘ olacaklardır. İşbu tecdîde mukābil Avusturya teb‛ası veyâhûd vekîllerinin memâlik-i Devlet-i Aliyyeden ihrâc idecekleri tütün ve tuzdan ba‘de-ezin hiçbir güne resm alınmayacakdır. Fakat teb‛a-i veyâhûd vekîlleri memâlik-i mahrûsadan ihrâc idecekleri tütün ve tuzun mikdarını gümrük idaresine beyana mecbûr olacaklardır ve gümrük idaresi tütün ve tuz ihrâcatına nezaret itmek hukūkunu kemâ-fi’s-sâbık muhafaza idüp fakat bununla gerek kaydiye namıyla ve gerek nam-ı aharla eşyâ-yı merkūmeden hiçbir resm taleb edemeyecekdir.
On Üçüncü Bend : Tarafeyn-i fehîmeyn-i mu‛âhedeyn beyninde mukarrerdir ki Devlet-i Aliyye barut ve top ve esliha-i harbiye ve mühimmât-ı askeriyenin memâlik-i şâhâneye idhâlinin umûmen men‘i hakk ve salâhiyetini muhafaza buyurur. İşbu memnu‘iyyet resmen tebliğ olunmadıkça [3a] mer’iyyü’l-icrâ olamayacak yalnız bu memnu‘iyyeti hâvî olacak beyannâme-i resmîde sarahaten te‘ayyün olunacak olan alât ve eşyâ-yı harbiye hakkında câri olacakdır. Vech-i muharrer üzre memnu‘ olmayan her dürlü alât ve eşyâ-yı harbiye memâlik-i şâhâneye hîn-i idhâllerinde nizâmat-ı mahalliyeye tâbi‘ olup fakat Avusturya sefâreti tarafından bir ruhsat-ı istisna‛iyye istid‘a olunur ise esbâb-ı kaviyye mâni‘ olmadıkca sefâretin işbu istid‘asına müsâ‛ade olunacakdır ve hususiyle barutun idhâli memnu‘ değil ise şerâ’it-i âtiyeye tâbi olacakdır şöyle ki evvela Avusturya Devleti teb‛ası nizâmat-ı mahalliyenin te‘ayyün eylediği mikdardan ziyade asla barut fürûht etmeyecekdir. Saniyen bir gemi yükü veyâhûd bir mikdar küllî barut bir Avusturya sefînesiyle memâlik-i mahrûsanın bir limanına vasıl oldukda işbu sefîne me’mûrîn-i mahalliye taraflarından te‘ayyün olunacak bir mahall-i mahsûsa lenger-endaz olarak hâmil olduğu barut me’mûrîn-i mumâ ileyhimin nezaretiyle anbarlara veyâhûd yine me’mûrîn-i mûmâ ileyhim taraflarından gösterilecek sâ’ir mahallere ihrâc olunacakdır ve barut-ı mezkûrun ashâbı nizâmat-ı mahalliye ittibâ‘ iderek zikr olunan anbarlara girebileceklerdir. Sayd tüfengi ve piştov ve zinet-i esliha veyâhûd isti‘mal-i mahsus içün olan mikdar-ı cüz’i sayd barutu işbu bendde münderic şerâ’ite tâbi‘ olmayacakdır.
On Dördüncü Bend : Avusturya tâciri sefâyininin bahr-ı sefîd ve siyah boğazlarından mürûrlariyçün ber mu‘tad lâzım gelen izn-i sefîne fermanları dâ‛ima sefâyin-i merkūmeyi mümkün mertebe bekletmeyecek sûretde i‛tâ olunacakdır.
On Beşinci Bend : Hamûlesi memâlik-i Devlet-i Aliyyede teslim olunacak Avusturya tüccar sefâyini kapudanlarının hamûleyi ihrâc idecekleri limana vüsûlleri akabinde derhal hamûlelerinin manifestolarının bir sûret-i sâhihasını gümrük tarafına i‛tâ eylemeleri lâzım gelecekdir.
On Altıncı Bend : Gümrükden kaçırılarak idhâl olunan eşyâ canib-i mîrîden müsadere olunabilecektir. Fakat kaçırılan eşyâ me’mûrîn taraflarından tutulduğu akîbinde bunun takrîr veyâhûd mazbatası bi't-tanzim kaçırma add olunan eşyâ sahibinin mensub olduğu konsoloshaneye tebliğ kılınup hiçbir eşyâ kaçırma olduğu layıkı ve nizamı vechile sâbit olmadıkca müsadere olunmayacaktır.
On Yedinci Bend : Avusturya Devleti memâlikine Osmanlı sefîneleriyle idhâl kılınacak Memâlik-i Devlet-i Aliyye mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesi hakkında en ziyade mazhar-ı müsâ‛ade ve imtiyaz olan milletin o nev‘ mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesine olunacak mu‛âmelenin aynı icrâ kılınacak ve fakat Devlet-i müşarün ileyhâ ile mevcûd olan râbi‛tâ-i [4a] ittîfâklarına mebni müttefikîn Cermenya yani Zu’l-feriş memâlikinin Avusturya memâlikinde sâ’ir Devletler mahsûlatına i‘tâsı mümkün olmayan teshilatdan müstefîd olmakda olan mahsûlatı münfereden müstesna kalacakdır.
On Sekizinci Bend : Yedinci bendde zikri sebkat eden sened-i munazzamda ta‘ayyün ve tasrih olunan kuyûd ve ta‘dilat ile beraber işbu mu‛âhede ahkâm-ı mündericesi saltanat-ı seniyyenin Avrupa ve Asya ve Afrika ki‛tâ‘alarında olan kâffe-i memâlik ve arazi ve tevâbi‘atından olan mahallerde tamamıyla mer‘iyyü'l-icrâ olacakdır.
On Dokuzuncu Bend  : Avusturya Devlet-i fehîmesi işbu ahidnâmenin her bir bendinde isti‘mal olunmuş olan elfâz ve ta‘biratın me‘anî-i tâbi‘iyye ve sarihasından ziyâde ve haric bir hükm ve ma‛na istihrâc itmek ve ne de idare-i dâhiliyyesi hususunun icrâsında Devlet-i Aliyyeye hiçbir vechile mevani‘ ilgā eylemek muradında bulunmadığı mukarrer bulunmuşdur şu kadar ki, saltanat-ı seniyyenin zikr olunan hukūk-ı idare-i dâhiliyyesi Avusturya Devletiyle mevcûd olan uhûd-ı kadîmesine ve işbu ahidnâme ile Avusturya teb‛ası ve emvâli hakkında i‛tâ buyurulmuş olan imtiyazâta nekâz-ı alenîyi mûceb olmayacakdır.
Yiğirminci Bend : İşbu mu‛âhede tasdîknâmelerinin mübâdelesi gününden i‛tibaren yiğirmi sekiz sene mer’iyyü’l-icrâ tutulacak ve bununla tarafeyn-i fehîmeyn-i mu‛âhedeynden her birinin bi’t-tecrübe lüzûmunu his edecekleri ta‛dilâtı on dördüncü ve yiğirmi birinci sene hitâmında diğerine bildirmeğe salâhiyeti olacakdır.
Yiğirmi Birinci Bend : Gerek Avusturya Devleti memâliki mahsûlat-ı arziyye ve zira‛iyye ve sınâ‛iyyesinden olup Avusturya teb‛ası tarafından memâlik-i Devlet-i Aliyyeye idhâl kılınacak olan ve gerek Devlet-i Aliyye memâliki mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olup Avusturya tacirleri veyâhûd vekîllerinin Avusturya memâlikine veyâhûd memâlik-i sâ’ireye nakl ve idhâl etmek üzre memâlik-i Devlet-i Aliyyenin her bir tarafında mübâya‛a ve iştirâ‛ idecekleri her dürlü eşyâ ve emti‛adan işbu mu‛âhedenin şerayit-i mündericesi mûcebince alınacak resm-i gümrükün ta‛arrifesini tanzîm etmek içün tarafeyn-i fehîmeyn-i mu‛âhedeyn tarafından bir komisyon nasb ve ta‘ayyün kılınmışdır. Bu sûretle tanzîm olunacak yeni ta‛arrife imza kılındığı târihinden i‛tibaren yedi sene müddetle câri olacak ve tarafeyn-i mu‛âhedeynden her birinin müddet-i mezkûrenin iktizâsından bir sene evvel işbu ta‛arrüfenin ru’yet ve ta‘dilini taleb ve istid‘âya istihkākı olacakdır ve eğerçi yedinci sene esnasında tarafeynden hiçbiri işbu ruhsat-ı bi'l-kaviyifi‘le getürmez ise ol takdirde evvelki yedi senenin iktizâsı gününden i‛tibaren diğer bir yedi sene içün daha mer’iyyü’l-icrâ tutulacak ve her yedi sene devrinin tekmîlinde bi-aynîhi amel olacakdır.
[4b] Yiğirmi İkinci Bend : İşbu âhidnâme tasdîk olunacak ve tasdîknâmeleri Dersa‛adet'de bir ay zarfında ve mümkün ise daha evvelce te‘atî olunarak tasdîknâmelerin mübâdelesi gününden i‛tibaren mer‘iyyü'l-icrâ tutulacakdır. Tasdîken li'l-mekâl tarafeyn murahhasları işbu âhidnâmeyi imza ve temhir itmişlerdir.


Bin Sekiz Yüz Altmış İki Sene-i Miladiyyesinin Alafranga Şehr-i Mayıs’ının Yiğirmi İkisinde Vaki Bin İki Yüz Yetmiş Sekiz Sene-i Hicriyesi Şehr-i Zi’l-ka‘de’sinin Yiğirmi Üçüncü Günü Târihiyle İşbu Âhidnâme Dersa‛âdet’de Akd ve Tanzîm Kılınmışdır

Birinci Madde : Memâlik-i mahrûsa-ı şâhâneye idhâl olunan emti‛a ve eşyâdan ahz olunan gümrük rüsûmâtının zammı hakkında ittihâz olunan kâ‛ide-i umûmiyeye teb‛a-i Avusturya Devlet-i fehîmesi Avusturya’dan ve hudûd boyundan Bosna ve Hersek eyaletlerine dâhil olacak emti‛a ve eşyâdan şimdiye kadar alınmakda olan yüzde üç resm-i gümrüğün zammına muvâfakat eylediğini ilan buyurur.  Binaen aleyh Devlet-i müşarün ileyhânın mezkûr eyaletlerde rüsum-ı idhâliyesi bi’t-taz‘îf eşyâ-yı mezkûrenin kıymeti üzerine hesab ile yüzde altıya iblağ olunacakdır ve buna mukabeleten mezkûr eyaletlerden Avusturya’ya idhâl olunacak emti‛a ve eşyânın ihrâcat rüsûmâtı dahî kezalik eşyâ-yı mezkûrenin kıymeti üzerine bi'l-hesab işbu sened-i munazamın icrâsından bulunduğu mu‛âhedenin tasdîknâmesi mübâdelesinden i‛tibaren yüzde bire tenzil olunacakdır ve ber minval-i muharrer rüsûm-ı idhâliye ve ihrâciyesi te’diye olunan emti‛a ve eşyâdan yine âhara geçmiş olsa dahî artık hiçbir gûne resm mutâlebesi câiz olmayacakdır.
İkinci Madde : Bugün imza olunan sâlifü'z-zikr mu‛âhedenin ahkâm-ı mündericesiyle Eflak ve Boğdan ve Sırbistan’da rüsûmât-ı idhâliye ve ihrâciye hakkında câri olan istatükonun hiçbir sûretle tağyiri murad olunmadığı dahî mukarrerdir.
Üçüncü Madde : Bosna ve Hersek taraflarında bulunan memlihalardan eyalât-ı mezkûre ahâlisinin sarfiyatı içün muktez olan mikdar tuz hâsıl olamadığından ve ahâli-i merkūmenin akdem havayicinde olan mezkûr tuzun teshîl-i emr-i tedariki Devlet-i Aliyye’nin matlûb-ı âlîsi bulunduğundan Avusturya tuzunun hudûddan geçirilerek Bosna ve Hersek eyaletlerine idhâline sûret-i istisnaiyyede olarak bundan böyle dahî mukaddemliği gibi canib-i saltanat-ı seniyyeden irâde-i ruhsat olunacakdır. Fakat eyalât-ı mezkûrede bu tuz maddesinin Devlet-i Aliyyece olan inhisârından kendisine â’id olacak hukūkun muhafazası zımnında ber minvâl-i muhârrer Avusturya’dan tevârüd edecek tuzdan ba‛de-ezîn arazi-i Devlet-i Aliyyeye duhûlünde yedd-i vahid vergisi namıyla yüzde yiğirmi alınacak ve bu resm te’diye olundukdan sonra mezkûr tuz diğer bir güne resm ve virgü mütâlebe olunmaksızın serbest üzre fürûht olmayacakdır.





[7b] Memâlik-i Devlet-i Aliyye ile İngiltere Memâliki beyninde Mevcûd Olan Münasebât Ticâretin Bir Kat Daha Tevsi‘ ve Teshîli Zımnında Mu‛âhede-i Kadîme-i Ticâreti Ta‘dilen ve Müceddeden Akd Olunan Ticâret Tu‛âhedesinin Sûretidir

Birinci Madde : Uhûd-ı mevcûde ile İngiltere teb‛a ve sefâyinine i‛tâ olunmuş olan kâffe-i hukūk ve imtiyâzât ve mu‛âfiyât uhûd-ı mezkûrenin işbu mukāvelenâme ile ta‘dil olunacak olan şerayiti bi'l-istisna hala ve istikbâlen tasdîk kılınmış ve bir de taraf-ı Devlet-i Aliyyeden bi'l-cümle düvel-i sâ’ire teb‛a ve sefîneleri ile ticâret ve seyr-i sefâyinine el-hâletü hâzihi i‛tâ olunmuş ve müstakbelde i‛tâ olunabilecek veyâhûd istîfâdesine mesağ gösterilecek olan kâffe-i hukūk ve imtiyâzât ve mu‛âfiyâta İngiltere teb‛a ve sefîneleriyle ticâret ve seyr-i sefâyinin dahî nâil ve hâiz olmaları mahsûsen meşrût bulunmuşdur.
İkinci Madde : Haşmetlü İngiltere kraliçesi hazretleri teb‛a veyâhûd vekîlleri memâlik-i mahrûsa-i şâhânenin her bir tarafında gerek dâhilen bey‘ ve şirâ etmek ve gerek taşraya ihrâc eylemek muradıyla Memâlik-i Devlet-i Aliyye mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olan her dürlü eşyâyı bila istisna mübâya‘a ve iştirâ‛ etmeğe me’zun olacaklardır Devlet-i aliye bin sekiz yüz otuz sekiz senesi şehr-i Ağustos’unun on altısı târihiyle mün‘akid olan ticâret mu‛âhedesinin ikinci maddesi ile memâlik-i Devlet-i Aliyyenin mahsûlat-ı zira‛at ve sâ’ir her nev‘ mahsûlatı hakkında her dürlü yedd-i vahid usulünü resmen ilgā ve ibtâl ve kezâlik o misillü emti‛a ve eşyâ iştirâ‛sı veyâhûd eşyâ-yı merkmenin bade’l-mübâya‘a bir mahalden diğer bir mahalle nakliyçün hükümet-i mahalliyeden virilen tezkere usulünü lağv etmeği resmen taahhüd buyurmuş olmasıyla İngiltere teb‛asını hükümet-i mahalliyeden tezkere ahzına icbar zımnında vukū‘bulacak her dürlü tesaddiyata hilaf-ı ahd bir hareket nazarıyla bakılacak ve bu harekete ictisar etmek töhmetiyle müttehem olacak vüzera-yı izam ve me’mûrîn-i sâ’ire taraf-ı Devlet-i Aliyyeden derhal şedîden te’dîb olunacak ve bu sebebden naşi giriftar olduğu kâffe-i zarar ve ziyân layıkıyla isbata muktedir olacak olan İngiltere teb‛asının hukūku kâmilen ihkāk buyurulacakdır.
Üçüncü Madde : İngiltere tüccar veyâhûd vekîlleri Memâlik-i Devlet-i Aliyye mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olup derun-ı memâlik-i Osmaniye’de sarf ve istihlak içün memâlik-i Osmaniye’de bey‛ ve fürûht etmek niyetiyle eşyâ ve emti‛a [8a]mübâya‘a eyledikleri hâlde eşyâ ve emti‛a-i mezkûrenin iştirâ‛ ve fürûhtunda vesâ’ir icab eden her dürlü muamelat-ı ticâriyesinin icrâsı esnasında ticâret-i dâhiliyye ile me’luf olan teb‛a-i Devlet-i Aliyye veyâhûd ecnebiyyeden en ziyade mazhâr-ı müsâ‛ade olan tüccarın kazaya-yı mümâsilede te’diye etdikleri rüsûmâtı te’diye edeceklerdir.
Dördüncü Madde : Tarafeyn-i mu‛âhedeynden birinin memâlikinden veyâhûd zîr-i tasarrufunda bulunan mahallerden yekdiğerinin memâlikin veyâhûd zîr-i tasarrufunda bulunan mahallere gönderilmek üzre ihrâc olunan her dürlü eşyâdan bunların memâlik-i sâ’ireye nakl olunmak üzre ihrâc olunduğu hâlde verdikleri veyâhûd verecekleri rüsûmâtdan başka ve ziyade nesne alınmayacakdır ve tarafeyn-i mu‛âhedeynden birinin memâlikinden veyâhûd zîr-i tasarrufunda bulunan mahallerden yekdiğerinin memâlik veyâhûd zîr-i tasarrufunda bulunan mahallere nakl olunacak her nev‘ eşyânın nakl ve ihrâcı memnu‘iyyeti o misillü eşyânın memâlik-i sâ’ireye nakl ve ihrâcına dahî şümûlü olmadıkca icrâ olunmayacakdır Memâlik-i Devlet-i Aliyye mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olup İngiltere teb‛ası veyâhûd vekîlleri taraflarından iştirâ‛ olunacak eşyâdan gerek mahall-i mübâya‘asında ve gerek ihrâc olunacağı mahalle naklinde hiçbir resm ve avâ’id mutâlebe olunmayup yalnız ihrâc olunacağı mahalde iskeledeki kıymeti üzerine hesab olunmuş ve hîn-i ihrâcında istîfâ olunur yüzde sekizi tecavüz etmez bir reftiye resmi alınacakdır ve bu resmi te’diye etmiş olan her bir eşyâ yedd-i ahara geçmiş olsa bile memâlik-i Devlet-i Aliyye’nin hiçbir tarafında resm-i mezkûru tekrar te’diye etmeyecekdir şurası dahî mukarrerdir ki zikr olunan yüzde sekiz resm-i gümrük beher sene yüzde birer tenzil olunarak gümrük idare ve nezaretin mesarif-i umumiyesini tesviye etmek üzre eşyânın kıymeti üzerine hesab olunmuş yüzde bir resm-i mukarrerine bi’t-tedrîc tenzîl kılınacakdır.
Beşinci Madde : Gerek memâlik-i mahrûsanın mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olup berren ve bahren İngiltere ve âna tâbi‘ olan mahallere nakl olunacak ve gerek İngiltere ve âna tâbi‘ olan mahallerin mahsûlat-ı arziyye ve sınaiyesinden olup kangı tarikiyle olur ise olsun memâlik-i mahrûsaya idhâl kılınacak olan her bir emti‛a ve eşyâdan memâlik-i mahrûsanın o nev‘ mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden alınan rüsûmâtdan ziyade resm alınmayacakdır ve bir de tarafeyn-i mu‛âhedeynden birinin memâlik ve zîr-i tasarrufunda bulunan sâ’ir mahaller mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olan her nev emti‛a ve eşyânın yekdiğerinin memâlik ve zîr-i tasarrufunda bulunan mahallere nakl ve ihrâcı memnu‘iyyeti memâlik-i sâ’ire mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olan o nev‘ emti‛a ve eşyâya şümûlü olmadıkca [8b]icrâ olunmayacakdır ve bundan başka zât-ı hazret-i mülûkâne zîrde beyan olunan istisnadan maada İngiltere ve âna tâbi‘ olan mahallerin mahsûlat-ı arziyye ve sınâ‛iyyesinden olan her bir eşyânın kangı mahalden gelür ise gelsün memâlik-i mahrûsaya idhâlini men‘ etmemekliği ve İngiltere ve âna tâbi‘ olan mahallerden memâlik-i mahrûsaya nakl ve idhâl olunacak mahsûlat-ı arziyye ve sınaiyyeden alınacak rüsûmâtın eşyânın mikdarına göre yüzde sekiz veyâhûd buna mukabil ta‘arrüfe mucebince muhassas olup ahz oluna resm-i mu‛ayyeni tecâvüz etmemesini ta‛ahhüd buyurur. İşbu resm-i mu‛ayyen eşyânın iskeledeki kıymeti üzerine hesab olunacak ve eşyâ-yı mezkûre bahren gelmiş ise sefîneden karaya hîn-i ihrâcında ve berren gelmiş ise ilk VSVSVSVSVSV




sonuna kadar okumadınız ama sonunu merak ediyorsanız bu tezi çalmamda bana yardım eden muhammed öztürkün masasına en içten tebriklerimi yolluyorum 

1 Haziran 2012 Cuma

meraklısına



 41 RT

Buraya 3 aydir sadece hakaret ve kufur yagmistir.. HEPSIYLE HESAPLASACAGIM!!!
01.06.2012 01:32Retweet

 83 RT

v e o Kilicdaroglu, benim mahekemem, benim davam uzerinden bir kere daha siyasi cikar saglamaya kalkisirsa, kalkisirsa!!!!
01.06.2012 01:30Retweet

 24 RT

intrernet uzerinden gelen tum hakaretler ile hesaplasacagim hepsiyle
01.06.2012 01:27Retweet

 22 RT

Arastirmadan sormadan yapilan tum medya haberleriyle hesaplasacagim
01.06.2012 01:27Retweet

 195 RT

Ben ateist olabilirim.. Kizimi ama, ateist yetistirmeyecek kadar cesur durustum.. Her insan hurdur.. Bireydir!! Turklerde o yok!! Rezilller!
01.06.2012 01:26Retweet

 67 RT

Bu profilden hic kimsenin dinine hic bir hakaret gitmemistir. Bana ama, hakaretin yuzbinlercesi gelmsitir.. Hesaplasacagiz!!
01.06.2012 01:25Retweet

 75 RT

ana avrat bkufurleri, ne icin ettiler? DIN ICIN!!! Dindarliktan!!?? Buraya 3 aydir ana avrat kufur yagdirdilar!!! Neden?? din miydi ???
01.06.2012 01:23Retweet

 101 RT

Tek bildikleri, iftira atmak, yildirmak, yikmak ve yok etmeye calismaktir.. Var etmek, yoktur.. Asla yoktur.. Olmayacaktir!!! Yoktur!!
01.06.2012 01:21Retweet

 106 RT

Kultur bakani, kultur bilmemektedir,bilseydi, Nazim Oratoryosunu, Istanbul Senfonisini, Mezopotamyayi bilir , anlar, dinlerdi... hayir!!!
01.06.2012 01:20Retweet

 77 RT

Turkiye kultur bakani,E, Gunay, F Say'in ,son 10 -15 yilda verdigi 3000 konserden birine,sadece birine gelmistir,o da mecburiyetten..
01.06.2012 01:19

 25 RT

burda bana 2 aydir yazilan, ana avrat kufurlere , hic sesimi cikarmadim... Ama bir yerde sizlarlar... Bende sizlamasi iyi degildir...bilirim
01.06.2012 01:14Retweet

 44 RT

bana b ir iftira atildi... turk halki bilsin isterim iftiraydi ama turk halki,daha iyisini de su an haketmemekte evet, iftiraci olan halktir
01.06.2012 01:13Retweet

 

@NaSrE_ o mezopotamya
01.06.2012 01:11Retweet

 17 RT

3- Bunlar oyle durumlar ki, kelimelerle ifade edilemez, etmemiz gerekirse, hakikaten hakkiyla mehkemeye cikariz...oyle...
01.06.2012 01:10Retweet

 30 RT

2- ve yine bilmesi gerekir, hakkinda 1,5 yila kadar hapsi istenen o piyanist, "Turkiye yasanacak en iyi yerdir" demez, istedigi gibi..
01.06.2012 01:09Retweet

 51 RT

1- Kultur abakanina "KES ZIRVALAMAYI" dedim. Cunku bilmesi gerekir, bir piyanist 3-4 aydan fazla hapiste kalirsa isi biter...
01.06.2012 01:09Retweet

 15 RT

calistigim, bitirdigim,Universe senfonisi , o derece carpici ve sert ki, o derece gercek ki, herhangi bir konser beni artik memnun etmez...
01.06.2012 01:07Retweet

 7 RT

Ben biraz da talihsizim, butun provalarda cok hur ve iyiydim, konserde, bir tuhaf his oldu bu aksam, istemedi, venus jupiter, mars..istemedi
01.06.2012 01:06Retweet

 74 RT

Benim bir inancliyi "inancli"oldugu icin mahkemeye vermem gibi sacma bir dava, benimkisi, bana acilan dava.. Skandal.-. Negatif...Kotu.,.
01.06.2012 01:05Retweet

 16 RT

Slovenya kizlari.. Sizleri saygiyla takdir ediyorum...
01.06.2012 01:04

 14 RT

Tv'den naklen yayinlanan bir konserinde seyirci ayakta alkisladiysa 35 dakika ama sen memnun kalmadiysan o his ne hissidir? ????
01.06.2012 01:03Retweet

 

RT @ceyhunkeklik: Sayın @FazilSay1 'a destek verenlerden sadece biriyim. Ama unutmayın siz yoksanız "1" eksiğiz... http://t.co/Gq1to2ff
31.05.2012 19:16Retweet

 

RT @hilalkrky: Imzanizla @FazilSay1'a destek olun http://t.co/ehRVCrWc
31.05.2012 19:15Retweet

 

RT @ElifsuKececi: @FazilSay1 Düşünce ve ifade özgürlüğü için, Fazıl Say için bir imza http://t.co/7rmap6Wj...
31.05.2012 19:10Retweet

 104 RT

sadece bildirinin altindaki email adresine mesaj yollamaniz yeterlidir- tesekkurler sevgiler http://t.co/a11YQRHi
31.05.2012 19:09Retweet

 

RT @FB_misscanarian: Destek için imza niyetine bir mail atın http://t.co/odn7cggr@FazilSay1 unutmayın Fenerbahçe her sosyal olayın için ...
31.05.2012 19:07Retweet

 151 RT

http://t.co/a11YQRHi Turkiyenin bir cok sanatcisinin imzaladigi bu bildiriyi, siz de imzalarsaniz tabiki cok sevinirim.
31.05.2012 19:00Retweet

 

RT @marjinaltuzluk: @FazilSay1 'a destek için imza niyetine bir mail yeter! Haydii!info@andante.com.tr
31.05.2012 18:58Retweet

 

RT @pelliniakk: "@cumhuriyetgzt: Fazıl Say'a imzalarla destekhttp://t.co/GqNHpaGZ" @FazilSay1 yanındayız
31.05.2012 18:57Retweet

 

RT @tphilanthropy: RT @ceyhunkeklik: @FazilSay1 'a İmzalar ile Destek...http://t.co/74KHIiCr
31.05.2012 18:53